Üyelik Girişi
BÖLÜMLER
Site Haritası
Kitaplar

 

Mevlana'dan Ruhsal Terapiler

 

 
 

 

 

Hz. Mevlana Ne Zaman Doğdu, Ne Zaman Öldü?

HZ. MEVLÂNÂ NE ZAMAN DOĞDU, NE ZAMAN ÖLDÜ?

 

Başta temel kaynaklar olmak üzere, kaynakların çoğuna göre Hz. Mevlânâ, hicrî 6 Rebiülevvel 604, miladî 30 Eylül 1207’de doğmuştur. Ölüm tarihi üzerinde ise herhangi tartışma yoktur; hicrî 5 Cemâziyelâhir 672, miladî 17 Aralık 1273’tür.

Hz. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled’a ait Dîvân’ın bir nüshasının son sayfasındaki bir notta, Mevlânâ’nın doğum tarihi 6 Rebiülevvel 604, ölüm tarihi ise 5 Cemaziyelâhir 672 olarak kayıtlıdır.[1] Sultan Veled, İbtidânâme adlı eserine, babasının ölüm tarihi hakkında şunları kaydetmiştir: “O övülmeye değer padişahın göçüşü, Cemâziyelâhir ayının beşinci günüydü. Yıl, sayı bakımından, Ahmed'in hicretinin altıyüz yetmiş ikinci yılıydı.”[2]

Hz. Mevlânâ’ya yıllarca müridlik yapmış Feridun b. Ahmed Sipehsâlar (ö.1312), Risâle-i Sipehsâlar be-Menâkıb-ı Hudavendigâr adlı eserine şunlar kaydetmiştir: “Evliyaların sultanı Hazreti Hudavendigâr Efendimiz, 604 senesinde, mübarek bir saatte dünyaya gelmiştir. 68 yaşında 672 yılında Cemâziyelâhir ayının 5. günü Rabb’in rahmetine kavuşmuşlardır.”[3]

Hz. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled zamanına yetişen ve Sultan Veled’in oğlu Ulu Ârif Çelebi’ye müridlik yapan Ahmed Eflâkî (ö.761/1360), Menâkıbu’l-Ârifîn adlı eserine, “Mevlânâ hazretleri, 6 Rebiülevvel 604’te Belh’te doğmuştur”[4], “Mevlânâ (ks) 6 Cemâziyelâhir 672 Pazar günü, güneş batarken bu mülk âleminden melekût âlemine göçtü”[5] bilgilerini kaydetmiştir.

Hz. Mevlana’nın hayatı ve eserleri hakkında yaptığı çalışmalarla dünyaca tanınan İranlı akademisyen Prof. Bediüzzaman Fürûzanfer’e (ö.1970) göre de doğum tarihi 6 Rebiülevvel 604, ölüm tarihi 5 Cemâziyelâhir 672 Pazar günüdür.[6]

Abdülbaki Gölpınarlı (ö.1982), “Mevlânâ Celâleddin Muhammed, rivayete göre 30 Eylül 1207’de (6 Rebiülevvel 604) Belh’te doğmuştur” demekte[7], fakat Mevlânâ’nın Fîhi mâ fih adlı eserindeki çocukluk hatırasını dikkate alarak, onun 604/1207 yılından daha önce doğmuş olması gerektiğini belirtmektedir:

“Fîhi mâ fih’te Mevlânâ’nın şöyle bir sözüne rastlıyoruz: “Semerkand’daydık. Harezmşah, Semerkand’ı kuşatmış, asker çıkarmış, savaşmaktaydı. Oturduğumuz mahallede pek güzel bir kız vardı. Öylesine güzeldi ki o şehirde eşi-benzeri yoktu. Her zaman o kızın şöyle dediğini duyuyordum: “Ya Rabbi! Beni zalimlerin eline vermeyi reva görür müsün? Biliyorumki reva görmezsin. Sana dayandım ben, güvencim sensin.” Şehri yağma ettiler, bütün halkı esir edip götürdüler, hatta o kadının cariyelerini bile esir alıp götürdüler de o kadar güzel olmasına rağmen kimse ona bakmadı ve kendisine hiçbir elem erişmedi.”[8] Mevlânâ’nın bu olayı birisinden naklen anlatmadığına bakılırsa, çocukluk çağına ait bir hatırası bile olsa, Harezmşah’ın Semerkand’ı kuşatıp zaptetmesi 604/1207’de (İbnü’l-Esir, Mısır, 1290, XII, 112) yahut 609/1212’de (E. J. W. Gibb, 1916, II, 125) olduğundan*, bu tarihte hiç olmazsa hatıralarını unutmayacak bir yaşta bulunması ve bu yıldan 5-10 sene önce doğmuş olması icap ed er.”[9]

Fîhi mâ fih’teki bu hatıranın yanı sıra Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlânâ’nın Dîvân-ı Kebîr’indeki bazı ifadelerinden yola çıkarak, onun 580/1184’te doğduğunu, 604/1207 yılının ise uydurulmuş bir yanlış olduğunu ileri sürmüştür:

“Bunlardan başka Mevlana, Divanındaki bir gazelinde, “Kırk yıllık akıl, beni düşüncelere baş aşağı daldırmıştı; altmış iki yaşımda av oldum da tedbirlerden kurtuldum” mealindeki beyitle, Şems’le 62 yaşında buluştuğunu apaçık bildiriyor. Bir başka beyitte de, “Tebrizli Şems” diyor, “altmıştan sonra şîveler göreyim diye beni yeni baştan gençleştirdi.” Gene bir beyitte, “Pir” diyor, “bizi yeniden gençleştirdi. Hasılı ben hem gencim, hem ihtiyar.” Şems, Konya’ya 642 Cemâziyelâhir’in 26. Cumartesi günü gelmiştir (26 Kasım 1244). Mevlânâ bu tarihte 62 yaşında olunca, hicri 580’de doğmuştur (1184) ve rivayet edilen tarih nasılsa biri tarafından uydurulmuş ve bu hata yıllar yılı sürüp gitmiştir… Mevlânâ, Semerkand istila edildiği zaman 24 yaşındadır.”[10]

Gölpınarlı’ya göre de Mevlânâ’nın ölüm tarihi 5 Cemâziyelâhir 672, 17 Aralık 1273’tür.[11]

Şefik Can (ö. 2005) da Mevlânâ’nın Fîhi mâ fih adlı eserindeki çocukluk hatırasını dikkate alarak, onun 604/1207 yılından daha önce doğmuş olması gerektiğini belirtmiştir: “Semerkand şehri Mevlana’nın doğum tarihi olan 1207 tarihinde Harezmşah tarafından muhasara edilmişti. Bu muhasara vakası, kızın güzelliğini hatırlaması için Mevlana’nın o yıllarda en azından 5-6 yaşında olması gerekir. Herhalde bu sebepten olacak ki tarihçi Will Durant Mevlana’nın doğum tarihini 1201 diye gösterirken, Maurice Barres de 1203 olarak kaydetmiştir.”[12] Şefik Can, Mevlânâ’nın vefat tarihini ise 17 Aralık 1273 olarak kaydetmiştir.[13]

Sonuç olarak; başta temel kaynaklar olmak üzere, kaynakların çoğuna göre Hz. Mevlânâ, hicrî 6 Rebiülevvel 604, miladî 30 Eylül 1207’de doğmuştur. Ölüm tarihi üzerinde ise herhangi tartışma yoktur; hicrî 5 Cemâziyelâhir 672, miladî 17 Aralık 1273’tür.

Mevlânâ’nın Fîhi mâ fîh’te bahsettiği Semerkand’daki hatırasını esas almak bazı yanlışlara yol açabilir. Herşeyden önce Fihi mâ fih bizzat Mevlânâ tarafından yazılmamıştır; genellikle onun sohbetlerinden tutulan notları içermektedir. Bu hatıranın kaydedilişinde de ifade hataları vuku bulmuş olabilir. Dolayısıyla Fihi ma fih’teki metne, ifadelere ve kelimelere çok fazla anlam yüklememek gerekir. Ayrıca; Harezmşahların Semerkand’ı hangi yıl işgal ettiği, Mevlânâ’nın kaç yaşında bu işgale şahit olduğu, Belh’te doğan ve yaşayan Mevlânâ’nın o tarihlerde Semerkand’da ne aradığı, kaç yıl Semerkand’da kaldığı, nasıl olup da kendisinin ve aile büyüklerinin esir alınmadığı vb. sorular, rivayeti/konuyu içinden çıkılamaz, tek başına delil olamaz hale getirecektir. Bununla birlikte; işgalin 609/1212 yılında, Mevlânâ 5 yaşlarında bir çocukken olduğu, Mevlânâ’nın bu hadiseleri kısmen kendi gözlemi, fakat büyük ölçüde büyüklerinden işitip öğrendikleriyle harmanlayarak anlattığını düşünmek mümkündür. Hem doğum yılı olarak 604/1207 daha makuldür. Çünkü doğum yılı 1186 yılı gibi çok gerilere çekilirse, bu sefer de ileriki yıllarla ilgili ciddi tarihlendirme çelişkileri ortaya çıkmaktadır.



[1] Bediüzzaman Fürûzanfer, Sultan Veled’in bacanağı Nizameddin Hattat tarafından 694/1295 yılında yazılmış bu Divan nüshasının kendi özel kitaplığında olduğunu belirtmiştir. Bkz. Bediüzzaman Fürûzanfer, Mevlâna Celâleddin, trc. Feridun Nafiz Uzluk, Konya, 2005, s. 51, dipnot: 10

[2] Sultan Veled, İbtidânâme, çev. Abdülbaki Gölpınarlı, Konya, 2001, s. 121, beyit nu: 2636-2637. Sultan Veled’in İbtidaname’sinde bu bilginin kayıtlı olduğuna dair ayrıca bkz. Feridun b. Ahmed, Sipehsalar Risalesi, s. 124

[3] Feridun b. Ahmed, Sipehsalar Risalesi (Hazreti Mevlana ve Yakınları), trc. Ahmed Avni Konuk, sad. Tahir Galip Seratlı, İstanbul: Elest Yayınları, 2004, s. 26, 122

[4] Ahmed Eflakî, Menâkıbu’l-Ârifin (Ariflerin Menkıbeleri), haz. Tahsin Yazıcı, İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2006, s. 117

[5] Ahmed Eflakî, a.g.e., s. 453

[6] Bediüzzaman Fürûzanfer, Mevlâna Celâleddin, trc. Feridun Nafiz Uzluk, Konya, 2005, s. 51, 145

[7] Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana Celaleddin, s. 44

[8] krş. Mevlana, Fihi ma fih, çev. Abdülbaki Gölpınarlı, İstanbul: İnkılap Kitabevi, 2008, s. 148; Mevlânâ, Fihi ma fih, çev. Meliha Ülker Anbarcıoğlu, İstanbul: MEB Yayınları, 1990, s. 265

* Semerkand, İbnü’l-Esir’e göre 604 (1207), Cihanguşâ’ya göre 609’da (1212) istila edilmiştir. (Abdülbaki Gölpınarlı, Divan-ı Kebir tercümesine yazdığı önsöz, İstanbul 2007, cilt: 1, s. XXXIX)

[9] Abdülbaki Gölpınarlı, Mevlana Celaleddin, s. 44

[10] Gölpınarlı, Mevlânâ’nın Divan-ı Kebir tercümesine yazdığı önsöz, cilt: 1, s. XLI-XLII

[11] Gölpınarlı, Mevlana Celaleddin, s. 128; Gölpınarlı, Divan-ı Kebir tercümesine yazdığı önsöz, cilt: 1, s. LXV

[12] Şefik Can, Mevlana: Hayatı Şahsiyeti Fikirleri, İstanbul: Ötüken Neşriyat, 1999, s. 31

[13] Can, a.g.e., s. 86


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret103084
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
18° 24° 18°
Hz. Mevlana'dan Sözler
HZ. MEVLÂNÂ'DAN SÖZLER
“Kibirlerinden “İnşâallah” (Allah dilerse) demediler; Allah da onlara beşerin aczini gösteriverdi.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 48)
*
“Dünyada iş
işten meydana gelir.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 76)
*
“Allah’tan edeble başarılı olmayı dileyelim. Edepsiz
Allah’ın lütfundan
yoksun kalmıştır.
Edepsiz
yalnızca kendisine
kötülük etmiş olmaz,
dört bir yanı
ateşe vermiş olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 77-78)
*
“Zekat verilmeyince
bulut ortaya çıkmaz
(yağmur yağmaz);
zinadan dolayı da
etrafa veba yayılır.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 88)
*
“Senin üzerine karanlıklardan ve gamdan yana ne gelirse, korkusuzluktan ve küstahlıktandır o.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 89)
 *
“Her odunun kokusu, dumanından belli olur.”
(Mesnevi, Cilt 1, beyit nu: 107)
SESLİ Mesnevi DİNLE
 Online Kur'an-ı Kerim Arapça-Türkçe
 Online Kur'an